Site içeriğiSayfayı yazdırİletişim kur

Arama & Bulma

Basiretsizlik

Kayseri'de yayımlanan "Gündem" adlı günlük siyasi gazetede 18.04.2008 tarihinde, Mehmet Hüsrevoğlu tarafından "Cumhurbaşkanı kimi kurtaracak" başlığı altında bir yazı yayımlanmıştı.
Mehmet Hüsrevoğlu kendi inanç ve itikatını gazete yoluyla kanıtlamış ve ne kadar geride yaşadığını da belgelemiştir.
Bu insanın fikirlerini  beyan eden yazısını sizlere aynen sunuyorum.
 
Cumhurbaşkanı kimi kurtaracak ?    
 
 
 
 


   Son  günlerde , görsel ve yazılı basın'ın çoğunluğunda; kışkırtan hatta tehditvari bir üslupla, bir suçlu için sayın Cumhurbaşkanının devreye girmesi isteniyor... Akabinde, " eğer girişimde bulunulmazsa şahıs ölecek " diye hümanist ağıtlar yakılıyor... Haber detaylı olarak incelendiğinde ise  işin o kadar masum olmadığı ortaya çıkıyor... Özetleyecek olursak;  Hatay Samandağı  nufusuna kayıtlı  bir vatandaşımız, iş kurduğu Suudi Arabistan'da  nedeni henüz tam netleşmeyen bir suçtan dolayı idama mahkum olmuş... Berber dükkanı işleten vatandaşımız komşuları ile iyi münasebet  geliştirememiş olacak ki, zaman içinde  komşu ile kavga etmeye başlamış... Bu kavgalar esnasında, bizim vatandaşımız olacak şahıs, Allah-Peygamber-Din -İman gibi ne kadar kutsal değer varsa , hepsine küfrederek mısırlı komşusunu darp etmiş... Olay resmiyete intikal edince , Hataylı vatandaşımızı yetkililer tutuklamış , yargı , idam cezasına hükmetmiş... İdam cezası gibi çok ağır bir hükmün altında kalan vatandaşımıza laik medya , Cumhurbaşkanı nezdinde af kampanyası başlatıyor, hümanizm eşliğinde de  İslam'a sövmeyi de ihmal etmiyorlar... Şu manşetlere bakın:  "  Oteline, ayağına kadar gittiğin Kralı ara da,  affetsin.  "   " Kafası kesilecek  türk için devreye giren kimse yok !" " İnfaz için 13 gün var "  " Başının kesilmesini bekliyor"  " Kralın dostu nerede ? " Bu ve benzeri başlıklarla bir şefaat operasyonu mu istenmekte yoksa adli bir vaka için Cumhurbaşkanı nı küçük düşürmek niyetimi yatıyor tam belli olmamaktadır... Faraza, Cumhurbaşkanlığı nezdinde yapılan girişimlerin sonuç vermediği düşünülse , ertesi gün atılacak başlıklar nasıl olabilir hayal edin bakalım... Olayın sıkıntı verici diğer boyutu ise, Hataylı vatandaşlarımızın çoğunluğunun Arap kökenli ,ana dillerinin,  Arapça olması nedeniyle orta doğu ülkelerine çok rahat girip çıkabilmelerindir…  Ancak bu vatandaşlarımızın, nüfus cüzdanlarındaki Din haneleri İslam yazsa da asli kökenleri,Hrıstiyan- Dürzi - Nusayri-Maruni gibi değişik  din ve mezheplere aittir. İslam la oluşan bağ sadece nüfus cüzdanı ile ilintilidir... Bu avantajlı kimlik hanesini kullanıp , suud'a bir vatandaşı imiş gibi rahatlıkla girip çıkan hatta çoğu kanun dışı faaliyetlerin odağı olan çift  dinli vatandaşlarımız yıllardır iki ülke arasında sorun oluşturduğu her nedense göz ardı edilmektedir... Bu olayı aktarmamın nedeni , suçluyu değil , bağcıyı döven zihniyetin teşhiri içindir... Adam, Dine, imana, Allah'a , açıkça küfredecek, bulunduğu ülkenin yasasında mevcut olan bir cezaya çarptırılacak , biz olanları hiç'e sayıp, şefaatçi olunması için birde Cumhurbaşkanına endirekt tehdit ve hakaretlerde bulunacağız...İşte bu olay ideolojik kompliman değilse nedir?... Aynı medya yöntemi, Akdeniz Üniversitesindeki olaylarda da uygulanmadı mı?.. Sanki  sol ve PKK lı ortak oluşum, hiçbir şeyden  habersiz kuzu gibi ! okullarına giderken, ortaya Tomarza nüfusuna kayıtlı bir Kurt çıkıveriyor ve kuzulara saldırıyor... Ne kadar da masum bir haber !... Karşı taraftaki kuzu da bulunan silah hem görmezden geliniyor hem de elinde, birden bire kuru sıkıya dönüşüyor...Kendi ülkende bir ırkı aşağıladı iddiasıyla gazeteci öldür, Başka ülkenin yasasına mutlak suç olan bir fiili işleyeni kurtarmak için kampanya başlat ve İslam ülkelerindeki Şeriat hukukunun nasıl ilkel !  bir yapıya sahip olduğuna dair , küfür nameler döşen... Artık bu medya ideolojisi'nin   imalat bandında çıkan bu   haberlere  inanmak için saf  olmak lazım... haberleşme:   tekistic@hotmail.com
 
 
 
Değerli misafirlerimiz,
12.04.2008 tarihinde Türkiye Cumhiriyeti başbakanı sayın Recep Tayyip Erdoğan'a aşağıdaki dilekçeyi göndermiştik:
 
Muhterem başbakan sayın Recep Tayyip Erdoğan,
 
iyi ve sıhatte olmanızı temenni ediyorum.
Hürriyet gazetesinin 11.04.2008 tarihli gündem haberinde, Hatay/Samandağ'lı bir vatandaşımızın (Sabri Boğday'ın) Suudi Arabistan'da , Allah'a küfür ettiği iddiasıyla, ölüme mahkum edildiği haberi yer almaktadır.
Sabri Boğday'ın hanımı ve annesi , Sabri Boğday'ın bir iftiraya kurban olduğunu haberde beyan etmişlerdir. Sizden ve sayın cumhurbaşkanı Abdullah Gül'den yardım talep ettiklerini de ifade etmişlerdir.
Alevi cemiyeti olarak sizden ricamız, sayın Sabri Boğda'yın bu iftiradan kurtulmasına ve yurduna sağ salim dönebilmesine yardımcı olmanızdır.
İlgide ve girişimde kusur etmediğinizden şüphemiz yoktur. Sayın Sabri Boğday'ın yurduna ve ailesine sağ salim dönmesini şanı yüce Allah'tan dua ediyoruz.
Allah, iyilikte bulunanları sever.
Saygılarımla
Alevi Akademisi yönetim ve bilim kurulu üyesi
Enis Emir
 
İlgili başvurunun tescili:
 
Başvuru Tarihi: 12.04.2008 / Başvuru Sayısı:62997
Başvurunuzu bu tarih/sayıyla takip edebilirsiniz.
 
 
 
 
26.05.2008 tarihinde dilekçemize cevap geldi:
 
İlgi: 12.4.2008 tarihli ve 62997 sayılı BİMER Dilekçe Hakkı başvurusu
 
 
Sayın Enis Emir,
 
Vatandaşımız Sabri Boğday’ın durumu ile ilgili olarak göstermiş olduğunuz duyarlılık için teşekkür ederiz.
 
Sabri Boğday’ın davasında ilk karar alınmış, ardından Temyiz süreci başlamıştır. Temyizden de olumlu bir sonuç sağlanamadığı takdirde dava bu defa Riyad Yüksek Mahkemesi’ne intikal ettirilecektir, buradan da olumsuz karar çıkarsa bu defa nihai karar için Kral’ın onayı gerekmektedir.
 
Olayın hukuki yönü böyle olmakla birlikte, konu Sayın Cumhurbaşkanımız, Hükümetimiz ve Dışişleri Bakanlığımız tarafından yakından izlenmekte, Riyad Büyükelçiliğimiz ve Cidde Başkonsolosluğumuz tarafından, halen cezaevinde bulunan vatandaşımız sık aralıklarla ziyaret edilmekte ve vatandaşımız için gerekli her türlü hukuki yardım sağlanmaktadır.
 
Vatandaşımızın durumu için Sayın Cumhurbaşkanımız bizzat devreye girmiş, Suudi Arabistan Kralı Abdullah’a konu hakkında bir mektup yazmış ve son olarak 6 Mayıs 2008 tarihinde Kral ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirmiştir.
 
Konu hakkında en üst düzeyde girişimlerimiz sürmektedir.
 
Bilginize sunulur.
 
 
 
 
 
Saygılarımızla,
 
T.C. DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI