Site içeriğiSayfayı yazdırİletişim kur

Arama & Bulma

Aile ve toplum

Toplumun başlangıcı ve oluşumu aile ile başlar ve aile ile biter. Ailenin özellikleri o toplumun özelliklerini yansıtır. Bu özellikler iyi olabildiği gibi kötü de olabilirler. Toplumların oluşmasını sağlayan ailenin daha da itinalı ve özenli bir şekilde yetişebilmesini sağlamak, o ailenin anne ve baba tarafına düşmektedir. Başlangıcı ne olursa olsun, geleceğin daha  iyi olabilmesini sağlamak için, hayatın akışını iyiye doğru değiştirmek gerekmektedir. Bunun en güzel örneğini hz. Ali şu sözleri ile beyan buyurmuştur:

“ Evladınızı sizin zamanınızdan başka bir zaman için yetiştirin. Nitekim onlar başka bir zamanda yaşamak için dünyaya gelmişlerdir.”

Evlatların daha iyi olan bir geleceğe hazırlanmalarına işaret buyurmuştur. Kültürlerini ve nereden geldiklerini   unutmaları anlamında bir mana çıkarmak yanlış olur. Kültürlerine ve geçmişlerine sahip çıkarak daha iyi bir ortamı oluşturmaları gerektiğine işaret buyurulmuştur.

Daha güzel bir ortamı ve toplumu oluşturabilmek için, anne ve babaya önemli görevler düşmektedir. Alevi- İslam anlayışına sahip olan insanlarımızın, terbiyenin gereksinimlerini ve sınırlarını bilmeleri gerekmektedir. Kuran-ı Kerim ve hadis-i şeriflerde beyan edilen terbiye önerilerini ve doğrultularını benimsemek Alevi-İslam anlayışında olan insanlarımız için vazgeçilmezdir. Kuran-ı Kerim’de terbiye ile ilgili bazı örnekleri ayetlerden sunmak istiyorum.

“ Allah diyecek ki : Bu, doğrulara, doğruluklarının fayda vereceği gündür. Onlara, içinde ebedi kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O’ndan razı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş ve kazanç budur.” (Maide/119)

Doğru olmak ve doğruyu yapmak çok önemlidir. Çocukların bu güzellik üzerine terbiye edilmeleri toplumun zenginliğine ve güçlenmesine sebep olur. Doğruluğun olmadığı bir toplumda ne zenginlik ne de güç oluşabilir.

Doğru olmak ve doğru çalışmak hayatın her alanında mühimdir. Aile hayatında, okulda, iş yerinde, yolda, alışverişte, ticarette, üretimde, eğitimde, öğretimde, insani ilişkilerde, yönetimde, politikada ...

“ Onlar, Allah’ın ahdini yerine getirenler ve verdikleri sözü bozmayanlardır. Onlar Allah’ın gözetilmesini emrettiği şeyleri gözeten, Rablerinden sakınan ve kötü hesaptan korkan kimselerdir. Yine onlar, Rablerinin rızasını isteyerek sabreden, ibadetini dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık olarak hak yolunda harcayan ve kötülüğü iyilik ile savan kimselerdir...”  (Ra’d/20-22)

Verilen sözü yerine getirmenin önemine toplum açısından baktığımızda, güvenin söz konusu olduğunu anlamak zor olmasa gerek. Sözü değersiz olan bir insanın toplumdaki güven derecesi sıfıra düşer. Güvensizliğin çok yaygın olduğu toplumlarda ise hiç bir alanda ilerleme yapılamaz.

Üzerimizde hakkı olanların hakkını gözetmemiz ve aynı şekilde bizim hakkımızın da gözetlenmesi toplumun birleşmesi ve dayanışması açısından önemlidir. Hakların kaybolduğu toplumlarda birlik ve dayanışmadan bir eser kalmaz.

Sabırlı olmak gözünü herşeye karşı kapatmak ve beklemek anlamında değildir. Yapılan işlerin anında semeresini beklemek sabırsızlıktır. Ekilen ekinin olgunlaşması için gereken zamana ihtiyacımız olduğu gibi, yapılan işlerin de beklenen neticeyi vermeleri de zamana bağlıdırlar. Bugün yaptıklarımız ile yarın iftihar edebilmeliyiz. Ektiğini biçersin, ama herşey zamanı geldiğinde belli olur. Bugün yapılan hatanın tahribatını hemen görmeyebiliriz. Aynı şekilde bugün yapılan iyi işilerin de neticesini hemen görmeyebilriz. Bugün iyi terbiye ettiğimiz bir çocuğun semeresini, çocuk büyüdükçe daha da net bir şekilde görebiliriz.

Muhtaç olan insanlara yardım elini uzatmak gibi güzel bir ahlakı çocuklara aşılamak gerekir. Acıma duygusunu bilmeyen çocukların , gelecekte hangi makamda olurlarsa olsunlar, bu mahrumiyeti yaşıyacaklar ve yaşatacaklardır. Kimseye acımadıkları gibi onlara da kimse acımıyacaktır. Böyle bir ahlakın topluma yarar getirmesi beklenemez. Güçlünün zayıfa el uzatması terbiyesini anne ve baba vermelidirler. Böylece toplumun denkleştirmesi ve dayanışması sağlanmış olur.

Kötülüklerin insanlardan uzaklaşmasındaki en büyük etken iyi işlerdir. İyi ve hayırlı işlerde bulunan insanların kötülüklerden de uzak kaldıkları bilinen bir gerçektir.

Bütün bu iyi terbiyenin öğreticisi ve eğiticisinin Allah olduğunu da çocuklarımıza öğretmeliyiz. Böylece , Allah’a yönelik ibadetlerini bu bilincin içinde yapmalarını sağlamış oluruz.

Salih amel, iyi işler görmek.

Kuran-ı Kerim’in yüzlerce ayetinde “iyi işlerde bulunmak” için çağırıda bulunulmuştur. İman etmenin çağırısından hemen sonra gelen ilk çağırı “iyi işlerde bulunun”  vasiyetidir. Toplumun sıhatli bir geleceğe sahip olabilmesi için her insanın iyi işlerde bulunması gerekmektedir. Her yerde , her alanda ve her mevkide iyi işlerde bulunulması ile o toplumun yüceliği ve güzelliği oluşturulur. Çocuklar gördükleri ve yaşadıkları ile büyürler, yetişirler.

Allah’a karşı gösterilen iman ve insanlar arasında yapılan iyi işler beraber yürütülmelidir. İman ve iyi işler.

Hadislerdeki terbiye vasiyetleri hayli geniştir. Bu vasiyetlere göre çocuklarımızın güzel edep ve ahlak ile terbiye edilmeleri buyrulmuştur. Bu hususta Ehli Beyt imamları hz. Muhammed’ten şu hadisi aktarmışlardır:

“ Edebi olmayanın dini olmaz. Dinin edebi, dinden öncedir.”

Dinin edebi, dine giriş yapabilmek için gereken iyi sıfatlara sahip olmaktır. İnsanlığa yakışan yaşam tarzını ilk önce kendi nefsimizde tatbik etmeliyiz. Kendi nefsimizde yaşamadığımız iyilikleri toplumdan beklemek abestir, yanlıştır. Hadislerde buna çok güzel bir şekilde işaret buyurulmuştur:

“ Nefsini bilen Rabbini bilmiş olur.”

Kendi nefsimizi terbiye etmekle, çocuklarımıza ve topluma örnek olmalıyız.

 

Enis Emir

Augsburg/ Almanya